bursabsb.com bir Martı Ajans yayınıdır.
 
Sanayi Bölgeleri Sektörler Bilgi Bankası  
ana sayfa yap favorilere ekle go to english page
   
ANA SAYFA FUARLAR REKLAM ALIM SATIM ARAMA İNSAN KAYNAKLARI
  a_bilinmiyor.gif   17.4 °C  
10 Eylül 2010 Cuma
     
 
AKTÜEL Sağlık Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Yaşam

Sağlık AİDS'e karşı dev adım
AIDS'e yol açan HIV gibi retrovirüsleri etkisiz hale getirebilen antikorların üretiminde kilit rol oynayan bir gen bulundu.

Amerikalı bilim adamları, Apobec3 adlı genin, farelerde retrovirüsleri etkisiz hale getiren antikorların üretilmesini sağladığını ve böylece hayvanların enfeksiyonlarla savaşabilmesine olanak verdiğini belirttiler.

Araştırmacılar, insanlarda da bulunan bu genin, insanlarda farelerdekiyle aynı rolü oynayabileceğini ve AİDS'e yol açan retrovirüsü etkisiz hale getirebileceği görüşünde.

Bu tez, Apobec3'ün ürettiği proteinlerin anti-HİV özellikleri taşıdığını ve bu genin bulunduğu kromozom bölgesinin vücuda bulaşan virüsün gücünü etkileyebileceğine ilişkin önceki araştırmaları destekliyor.

Bu genin bulunmasının AIDS aşısının geliştirilmesi açısından önemli olduğu ve HIV'e maruz kalan bazı kişilerin neden virüsü kapmadıklarını açıklayabileceği vurgulandı.

Araştırma, Science dergisinin bugünkü sayısında yayımlandı. A.A
Sağlık Teknoloji yatak odasından uzak durmalı!
Amerikan Kalp Derneği, odalarında teknolojik ürün bulunan çocukların, bunlara çok vakit ayırmaları ve iyi uyuyamamaları nedeniyle kalp hastalıkları riskinin arttığı uyarısında bulundu.

Ailelerinden ve okuldaki arkadaşlarından gördükleri ya da sahip olduğunu anlattıkları dijital cihazları isteyen çocuklar, kısa sürede odalarını teknoloji mezarlığına çeviriyorlar ve söz konusu cihazlar dolayısıyla çocuklar sağlıklı uyuyamıyorlar.

Amerikan Kalp Derneğinin hazırladığı raporda, 13-16 yaş arası çocukların günde 6,5 saatten az uyuması halinde, onları gelecekte yüksek tansiyon gibi sorunlar beklediğine dikkat çekildi.

Raporda, çocukların bu sorundan kurtarılması için yatak odalarındaki teknolojik istilanın durdurulması isteniyor. Bunun için ailelerin, çocuklarının yatak odalarından; bilgisayar, bilgisayar oyun konsolları, cep telefonları ve mp3 çalarlar gibi cihazları uzaklaştırmaları gerekiyor. Araştırmaya göre, çocukların büyük bölümü, 8-9 saatlik uyku yerine geç saatlere kadar ya da gecenin bir yarısı kalkarak televizyon izliyor, müzik dinliyor veya arkadaşları ile mesajlaşıyor ve vücudun ihtiyacı olan uykuyu alamıyor.

Minnesota Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümündeki bazı araştırmacıların raporuna göre de odalarında televizyon bulunan çocuklar, bulunmayanlara göre daha çok abur cubur tüketiyor ve daha az fizik kültür aktivitesinde bulunuyor.



Kaynak: milliyet
Sağlık Şişmanlığa son
Bir Türk doktorunun umut vadeden buluşu Mide Dışından Balon Uygulaması ile şişmanlığa son!

Şişmanlıktan yakınmayan insan yok gibi artık. Gündelik sohbetlerin önemli bir bölümü uzun zamandan beri zayıflama konusuna ayrılır oldu. TV programlarında en çok ilgi çeken konular arsında olduğu gibi dikkat çeken haber olmaya da devam etti.

Kimler şişman kimler obez! Toplum olarak obezleşiyor muyuz? Obezite bir hastalık mı? Obezitenin tedavisi var mı? 'Ne yersem yarıyor ayol' sözleri artık tarihe karışacak gibi görünüyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mesut Başak yaptığı çalışmayla Tıp Literatürüne geçecek bir çalışmaya imza attı.

Bu uygulama Tıp'ta ilk

Doç. Dr. Mesut Başak


Şu anda seksen hasta üzerinde uygulaması çapılan çalışmada yüz güldürücü sonuçlar aldığını aktaran Doç. Dr. Mesut Başak yüzyılımızın hastalığı olan obezite için bir çıkış yolu gösteriyor.

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz Başak; 'Tıp Dünyasının obeziteyi tedavi etmek için bu güne kadar pek çok yöntemler geliştirdiğini ancak istenen yüz güldürücü sonuçlar elde edemediğini' aktardı. Bu nedenle hekimlerin obezite tedavisi konusunda daha etkili tedavi yöntemleri konusunda çalıştıklarını aktaran Başak kendisinin geliştirdiği bu yöntemin Tıp dünyasında dikkat çekeceğini umduğunu söylüyor. Başak; 'Obezitenin tedavisinde halen uygulanmakta olan önemli tedavi seçeneklerinden birisi de cerrahî yöntemler olduğunu bunun da çoğu kişi tarafından korkutucu bulunması nedeniyle tercih edilemediğini aktarıyor. Dahiliye Uzmanı Doç. Dr. Mesut Başak 'gençlerin özellikle midenin küçültülmesi, mideye kelepçe takılması, midenin içine balon konulması gibi seçenekleri değerlendirdiklerini ancak basına yansıyan kimi olumsuz sonuçlar nedeniyle de cesaret edemediklerini hastalarından sürekli dinlediğini aktardı. 'Cerrahî yöntemlerde amaç midenin iç hacmini küçülterek erken tokluk hissi meydana getirmektir, fakat çok düşük de olsa bu uygulamalarda bazı komplikasyon (zarar verme) riskleri vardır' diyen Başak geliştirdiği 'Mide dışından balon uygulaması' ile sorunun çok daha hızlı ve risksiz sonuçlar aldığını aktardı..
Mesut Başak, obezite olarak adlandırılan şişmanlığın yüzyılımızın en büyük sağlık problemlerinden birisi olarak görüldüğünü ve giderek artık tek başına bir 'hastalık' olarak kabul edildiğine dikkat çekti. İç hastalıkları Uzmanı Mesut Başak 'şişmanlığın kendisinin hastalık olduğu gibi, yüksek tansiyona, şeker hastalığına, kalp hastalıklarına, kansere, mide barsak hastalıklarına ve daha bir çok hastalığa neden olduğunu'nun altını özellikle çizdi.

Doç. Dr. Mesut Başak; ülkemizde obezitenin erkeklerde % 9 ve kadınlarda % 23 oranında görülmekte olduğuna dikkat çekti. Başak'a göre Amerika Birleşik Devletleri'nde şu anda obezite % 25. Bu oranın 2030 yılında %100 olacağının tahmin edildiğini bilgisinin önemsenmesi gerektiğinin, işaret fişeklerinin atıldığının önemli bir göstergesi olduğunu aktardı. İnsanlar 'Acıkmadan yemeğe oturmamak ve doymadan yemekten kalkmak' kuralına uymadıkları için şişmanlık ile başlarının dertte olduğunu anlattı. Acıkmadan yememek ve doymadan kalkmak konusunda dikkatli olanların daha az şişmanlık sorunu yaşadıklarını belirten Dr. Başak, bunu başaramayıp şişmanlayan ve obez olanlar için geliştirdikleri 'Extragastrik Balan Uygulaması'nın çok yarar sağlayacağını söyledi.

'Şişman olan insanların hem zayıflamasını sağlayacak ve hem de verdikleri kiloları tekrar geri almalarını engelleyecek, aynı zamanda da vücuda herhangi bir zarar vermeyecek bir tedavi yöntemi tasarladığını aktaran Mesut Başak 'Extragastrik (mide dışından) Balon Uygulaması' adını verdiğini anlattı.

Mide dışından balon uygulamasının nasıl olduğunu sorduğumuz İç hastalıkları Uzmanı Dr. Başak; 'sistemin dışarıdan midenin üzerine bir balon konularak mideye baskı yapılacak, bu da midenin hacmini küçülterek tokluk hissi verecek, bunun sonucunda kişi daha az yemek yiyecek, daha erken doyacak ve kendini devamlı olarak tok hissedecek' şeklinde bilgi verdi.. Başak; bu balonun beli tamamen saran bir korsenin tam mideden geçen yerine monte edildiğini ve basıncı özel bir barometrik sistemle kolaylıkla ayarlanabildiğine' dikkat çekti. Kullanım şekli ve süresi konusundaki sorumuza Mesut Başak; 'Şişman veya fazla kiloları olan kişilerin bu balonlu kemeri sabah kalktığında karın bölgesine takacaklarını ve gece yatarken de tekrar çıkaracaklarını' söyledi.

'Bu 'Extragastrik Balon Uygulaması'nın tasarımı şu ana kadar Tıp Literatüründe yoktu' diyen Başak, 'bu tasarım ve tedavi yöntemi bir 'İLK' olacak' diyor. Kemerin bir model olarak hazırlandığını, tasarım ve üretim patenti için gerekli müracaatların yapıldığı bilgisini paylaşan Başak, 'bu tedavi yönteminin ilk defa uygulanacağı gönüllü 80 obez kişiden meydana gelen bir tıbbî çalışmaya başladığını' sözlerini ekledi.



Kaynak: hürriyet
Sağlık Kilo Aldıran 7 Yeni Neden
Bir zamanlar sahip olduğunuz hatlara artık çok mu uzaksınız? Aynaya her baktığınızda birkaç yıl, hatta birkaç ay önceki siluetinizin bozulduğunu görerek mutsuz mu oluyorsunuz?


Beslenme uzmanları bu durumu ´çok ve düzensiz yemek ve az hareket´ diye özetliyor. Bir grup uluslararası araştırmacı ise International Journal of Obesity adlı derginin son sayısında, obezite veya kilo fazlalığının bilinen klasik sebeplerinin (beslenme alışkanlıkları, hayat tarzı, kalıtım ve metabolik düzensizlikler gibi) dışında, yeni nedenler ortaya koyuyor. Her ne kadar bu yeni sebeplerin etkileri vücutta sınırlı gibi gözükse de birbirleriyle etkileşimleri ´bel çevresi´ ölçüsüne yansıyor. İşte araştırmacıların risk olarak belirledikleri nedenler:

1- Az uyumak: Halk arasında çok uyumanın kilo almayı tetikleyeceğine inanılır. Cleveland´da bulunan Case Western Reserve University´de gerçekleştirilen araştırmanın sonucu ise bu inanışı çürütecek sonuçlar içeriyor. Çalışmaya göre; günde ortalama be. saatin altında uyku, seneler içinde kilo artı.ına neden oluyor. İlginç olan; beslenme ve fizik aktivite farkı olmayan iki gruptan az uyuyanlarda saptanan kilo artışının (araştırmacılar sebebini kesin olarak açıklayamamakla birlikte), az uyumanın bazal metabolizmayı etkilemesinden kaynaklandı ğına inanıyorlar. Bu noktada; geçen haftaki yazımda altını çizdiğim, doğal yağ yakıcılardan olan ve uyku sırasında salgılanan büyüme hormonundan uykusuz kalındığında yararlanılamadığının da hesaba katılması gerekiyor.

2- Kirlilik: Kilo artışı ile hormonlar arasındaki ilişkiyi artık hepimiz biliyoruz. Bazı hormonlar, örneğin leptin, kiloyu kontrol altında tutma gibi bir göreve sahip. Bunun gibi, tiroit hormonları, insülin, glukagon gibi hormonlar veya östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonları da yağlanma ve kiloyla ilişkilendirilebilecek özellikler taşıyorlar. Çevremizde ve yiyeceklerimizde mevcut olan kirlilik (hava, tarımsal ve hayvansal ürünlerin işlenişi) vücudumuzun hormonal dengesine etki edebiliyor, Cristina Aguilera´nın kişisel antrenörü Michael Borden, starın herkesi şaşırtarak kısa sürede verdiği kiloların sırrını, ´temiz, organik gıdalar´ olarak açıklamıştı. Borden, "Yediklerinizi organik olarak tüketmeye ba.ladığınızda bir ay içinde vücudunuzdaki değişime şaşıracaksınız" diyor. Bu örnekte de gördüğümüz gibi; yediklerimizdeki kirlilik, metabolik dengeyi, iştahı ve dolayı sıyla kiloyu bozabiliyor. Çözüm için temiz bir çevre ve organik tarıma yönelmek gibi yöntemler ön plana çıkıyor.

3- İklimlendirme sistemleri (klimalar): Alabama Üniversitesi´nde yapılan bir araştırma; sıcak havalarda can kurtaran gibi sarıldığımız klimaların şişmanlattığını ortaya çıkardı. Soğukta organizma, ısınmak için küçük bir fırın gibi kalori yakıyor. Sıcak havada ise ısınma kadar olmasa da vücut ısısını düzenlemekle görevli fizyolojik mekanizmaları harekete geçirmek için enerji harcıyor. Araştırmayı yürüten Prof. David B. Allison´a göre, klimalar belli bir ısıyı sabit tutarak, metabolik hızı yavaşlatıyorlar. Yine de bu konuda bilim dünyasında karşı tezi savunan ve bu çalışmaya şüpheli ve temkinli yaklaşan bilim insanları az değil.

4- Sigarayı bırakmak: Çok istemesine rağmen, ´kilo alırım´ endişesiyle sigarayı bırakamayanların sayısı çok fazla. Gerçekten de sigarayı bırakan pek çok insanın yaşadığı sorun; kilo almak. Nikotin, enerji metabolizmasını uyararak daha fazla kalori harcanmasını sağlar, iştahı etkilerken, katranın mide sekresyonunu artırarak, az da olsa, yiyeceklerden yararlanımı azaltır. Buna rağmen, sigara içmeye başlamak kilo kaybettirmez. Bunun için sigarayı bırakma stratejisinde sağlam durmak, şeker yemek yerine kalorisi düşük yağsız, tuzsuz patlamış mısır tüketmek daha uygun olur.

5- İlaçlar: Doğum kontrol hapları, steroid hormonlar, antidepresanlar ve kimi tansiyon düşüren ilaçlar, kiloda artı.a neden olur. Antidepresanlar ve tansiyon için betabloker kullanımı metabolizmayı yava.latırken, bazı hormon ilaçları su tutar, bazıları yağ depolanmasını artırır. Dolayısıyla bu tip ilaç kullananlar, hekimlerinin öngördüğü şekilde tedaviye devam etmeli. Ancak doğru beslenmeyi de ihmal etmemek, kalori alımında çok daha dikkatli olmak şart.

6- Ekonomik krizler: Genellikle daha ucuz yiyecekler daha çok kilo aldı ranlardır. Ekmek ve makarnanın, sebze veya etten daha ucuz olduğu düşünülürse; (her ne kadar göbeklenmek ekonomik refahla ilişkilendirilse de) kriz dönemlerinin kilo almayı tetikleyebileceği sonucuna varılabilir. Burada; 40 ile 60 yaşları arasında kilo almaya eğilimin, 20´li yaşlara oranla arttığı, ancak 60 yaşından sonra, iştahın azalması nedeniyle durumun terse döndüğü unutulmamalı.

7- Geç anne olmak: Bugün kadınlar, birkaç on yıl öncesine göre daha geç çocuk sahibi oluyor ve hamilelik sırasında çok daha fazla kilo alıyorlar. Araştırmacılara göre; genç bir kadının hamilelikte kilo almaya metabolik direnç kapasitesi çok daha fazla gözüküyor. Hele bir de buna şeker hastalığı gibi faktörler de eklendiğinde, hayat boyu şişman kalma riskiyle karşı karşıya kalınıyor. Bu nedenle geç ya.larda hamile kalmayı dü.ünenlerin beslenmelerine ve kilo almalarına çok daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor.




Kaynak: Sabah
 
 
 
ÜYE GİRİŞİ
 
 
şifremi unuttum | üye ol! | yardım
  Neden üye olmalıyım?
 
 
    ana sayfa     bölgeler     sektörler     bilgi bankası     arama     go to english page
    fuarlar     reklam     alım satım     insan kaynakları     iletişim
    kullanım koşullarıi     gizlilik politikası     kullanıcı sözleşmesi
     
    BursaBSB.com © 2008, Tüm hakları saklıdır. BursaBSB.com bir Martı Ajans yayınıdır.
İrtibat ve bilgi için; Tel: 0 224 441 60 60 Faks: 0 224 441 62 56 E-Posta: